Bitki Sekonder Metabolitleri
Sekonder Metabolit Nedir?
Bitkiler, büyüme ve gelişmesinde direkt bir fonksiyona sahip görünmeyen geniş, çeşitli organik bileşikler dizisi üretirler. Bu bileşikler sekonder metabolitler, ikincil ürünler veya doğal ürünler olarak bilinirler. Sekonder metabolitler, bitki alemi içinde sınırlı bir dağılıma sahiptirler. Bazı sekonder metabolitler yalnızca bir bitki türü veya ilgili grup türünde bulunur. Sekonder metabolitler bitkinin temel yaşamsal işlevleri ile doğrudan ilişkisi olmayan, ama primer metabolitler kadar önemli maddelerdir.
Sekonder Metabolitlerin Genel Görevleri
Günümüzde pek çok sekonder metabolitin bitkilerde önemli ekolojik fonksiyonlara sahip olduğunu biliyoruz. Bunlar: • Bitkileri otçulların yemesi ve mikrobik patojenlere maruz kalmamalarına karşı korurlar. • Sekonder metabolitler, bitkileri otoburlara ve patojenlere karşı savunurlar. • Tozlaştırıcı maddeler ve tohum dağıtıcı hayvanlar için cazip (koku, renk, tat) görev yaparlar. • Bitki-bitki rekabeti ve bitki-mikrob ortaklıklarının ajanları olarak işlev görürler.
Bitki Sekonder Metabolitlerinin Ana Grupları
Bitki sekonder metabolitleri 3 ana gruba ayrılır:
A.Terpenler B.Fenolik bileşikler C.Azotlu bileşikler
A.TERPENLER
Terpenler veya terpenoidler, en büyük ikincil metabolit sınıfını oluştururlar. Bu sınıfın çeşitli maddelerinin çoğu suda çözünmez. Asetil-CoA veya onun glikolitik ara ürünlerinden sentezlenirler. Terpenler, beş karbonlu izopren birleşimlerinin birleşiminden oluşur. Tüm terpenler, izopentanın dallı karbon iskeletine sahip olan 5 karbonlu elementlerin birleşiminden elde edilir:
• Monoterpenoidler: • Adaçayı yağındaki thujon Biberiye deki kamfor, Defne yağındaki mirsen, gül yağındaki sitronellol, kekik yağındaki kavrakrol, nane yağındaki mentol ve ökaliptus yağındaki 1,8 sineol bilinen monoterpenlerdir.
• Örnekleri: Askaridol, borneol, geraniol, kamfen, kamfor, karvon, karvakrol, limonen, mentol, ökaliptol, pinen, piretrinler, pulegon, sabinen, sitral, sitronellal, sitronelol, thujon, timol gibi
Biberiye Adaçayı
• Seskuiterpenoidler: • Artemisia annuadan elde edilen Artemisinin antimalarial etkiye sahiptir. Ayrıca patojen saldırılarına karşı sentezlenen famesolde bir tür seskuiterpendir. Arnica montana dan elde edilen helanalin antikanserojendir.
• Örnekleri: Absintin, artabsin, azulen, bisabolol, farnesan, farnesol, germakren, gossipol, humulen, kamazulen, karyofillen, pterosin B, valerenik asit gibi
Arnica montanaArtemisia annua
• Diterpenoidler: • Daha çok reçineler olarak adlandırılan maddelerin yapısında bulunan terpenlerdir. Marrubium vulgare bitkisinden elde edilen marrubin bir diterpendir. Giberillinlerde diterpen yapısında olan hormonlardır.
• Örnekleri: Abietan, gibberelik asit, forbol esterleri, forskolişn, ginkgolidler, ingenol esterleri, kafestrol, kahweol, resiniferatoksin, steviosid gibi Marrubium Vulgare
• Triterpenoidler: • Genellikle glikozid halinde bulunurlar; daha ziyade alkol, aldehid, karboksilik asit yapılıdırlar. o Renksiz, kristalize, yüksek kaynama dereceli, optikçe etkin maddelerdir. Bitkilerde genellikle reçine, lateks, kabuk gibi kısımlarda bulunurlar. • Örnekleri: Asiatikosid, cimicifugosid, dammaranlar (ginsenosidler, panaksodioller), digitalin, digitoksin, digoksin, gitogenin, gitonin, glisirrhizin, hellebrin gibi
Foxglove-(digitalin) H.Niger-(hellebrin)
• Tetraterpenoidler: • Karotenoitler olarak adlandırılır. Bazı çiçek, meyve ve köklerde kırmızı, turuncu ve sarı renk pigmentleri olarak karotenoitler görev yapar. A vitamin kaynağı olarak Bkaroten havuçta bulunur ve kansere karşı etkili bir antioksidandır. • Örnekleri: Karoten, kriptoksantin, krosetin, likopen, zeaksantin gibi
Uçucu Yağlar
Uçucu yağ olarak adlandırılan yapılar mono- ve seskuiterpenlerdir. Uçucu yağ içeren bitkiler: nane, reyhan, limon ve adaçayı verilebilir. Uçucu yağların böcek uzaklaştırıcı etkisi bilinmektedir. (Azadirachta indica bitkisinden elde edilen azadiraktin bir triterpen olup, çok düşük dozlarda bile toksit olup böcek kovucu olarak kullanılmaktadır.
Nane Reyhan
Glikozitler
Glikozitler bitkilerin yapraklarında da bulunmakla beraber, genellikle meyve kabuk ve kökünde bulunurlar. Renksiz, kristalimsi, acı maddeler olup, su veya alkolde çözünürler. Glikozitler, kendini meydana getiren şeker olmayan gruba bağlı olarak beş gruba ayrılır: 1) Alkol glikozitleri: Saponin, 2) Fenol glikozitleri; Vanalin, 3) Azot glikozitleri: Nükleik asit, 4) Hardal glikozitleri: Sinirgrin, sinalbin, 5) Siyanojenetik glikozitler (hidrosiyanik asit veren glikozitler): Aligdalin.
Daha çok acı badem, kayısı ve şeftali çekirdeklerinde bulunan amigdalin glikozit, suyun etkisi altında bileşenleri olan gentibioz ve badem asidi nitrile parçalanır. Sonunda madde daha ileri derecede benzaldehit ve hidrosiyanik aside (mavi asit) parçalanırlar. Bunun için, mesela badem ezmesi hammadde kütlesinin hazırlanmasında acılığın giderilmesi işleminin çok dikkatli olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Acı badem çekirdeği Kayısı çekirdeği Şeftali çekirdeği
Saponinler
Saponinler steroid ve triterpen glikozitlerdir. Hem lipidde çözünen (steroid veya triterpen) hem de suda çözünen (şeker) elementlerin bir molekülde bulunması, saponinlere deterjan özellikleri verir ve suyla çalkalandığında sabunlu köpük oluştururlar. Saponinler sindirim sisteminden sterol alımı ile etkileşime girebilir veya kan dolaşımına absorbe edildikten sonra hücre zarlarını bozabilir.
Huş yaprağı
Terpenoid içeren bitki örnekleri arasında polipodium vulgare, Digitalis spp, çam ve köknar, limon, fesleğen, adaçayı, mısır, Gossypium hispida (pamuk), yabani tütün vb. bitkiler de vardır.
Pamuk Çam Polypodium vulgare
Limon yağının ana monoterpen bileşeni limonendir; nane yağı mentol’dür.
Terpenlerin Önemi
Bazı terpenler bitki büyümesinde veya gelişmede iyi karakterize edilmiş fonksiyonlara sahiptir ve bu nedenle ikincil metabolitler yerine birincil olarak kabul edilebilirler. Örneğin, bitki hormonlarının önemli bir grubu olan gibberellinler, diterpenlerdir. Büyüme düzenleyici fonksiyonlara sahip bitki hormonlarının bir diğer sınıfı olan brassinosteroidler, triterpenlerden kaynaklanmaktadır. Steroller fosfolipidlerle etkileşerek stabilize oldukları hücre zarlarının temel bileşenleri olan triterpen türevleridir.
Kırmızı, turuncu ve sarı karotenoidler, fotosentezde aksesuar pigmentleri olarak işlev gören ve fotosentez dokularını fotooksidasyondan koruyan tetraterpenlerdir. Absisik asit hormonu, bir karotenoid öncülünün parçalanmasıyla üretilen bir C15 terpenidir. Dolichols olarak bilinen uzun zincirli politerpen alkoller, hücre duvarında ve glikoprotein sentezinde şeker taşıyıcıları olarak işlev görür. Klorofilin fitol yan zinciri gibi terpen kaynaklı yan zincirler, membranlardaki belirli moleküllerin sabitlenmesine yardımcı olur.
Bazı Terpen Bileşikleri ve Kullanımları
B.FENOLİK BİLEŞİKLER
Bitkiler, fenolik olarak adlandırılan bir veya daha fazla fenol grubu içeren çeşitli bileşikler üretirler.Aromatik bir halka üzerinde bir hidroksil fonksiyonel grubu içerirler:
Fenolik bileşikler, bitkininin çevresel stres koşullarına (UV radrasyon, patojenler vb) karşı savunma mekanizmasının sonucunda oluşan sekonder metabolitlerdir. Bitkilerde bulunan fenolik bileşikler, çözünür ve çözünmez özellikteki fenolik bileşikler olarak ikiye ayrılır.
Çözünür fenolik bileşikler üç grupta incelenir. Fenolik asitler Flavonoidler Kinonlar
Çözünmez özellikteki fenolik bileşikler de kendi arasında üç grupta incelenir: Tanenler Ligninler Hücre duvarına bağlı hidroksisinnamik asitler
Çözünür Fenolik Bileşikler: 1.Fenolik Asitler
Hidroksi benzoik ve hidroksisinamik asitler olarak iki gruba ayrılırlar. Hidroksibenzoik asitler C6-C1 fenilmetan yapısında olup, bitkisel gıdalarda genelde az miktarda bulunurlar. Bunlar salisilik asit, m-hidroksibenzoik asit, gallik asit, vanilik asitler gibi asitlerdir. Hidroksisinamik asitler ise C6-C3 fenilpropan yapısındadırlar. Fenilpropan halkasına bağlanan OH grubunun konumu ve yapısına göre farklı özellik gösterirler. Çok yaygın bulunanları; kafeik asit, ferulik asit, p-kumarik asit ve o-kumarik asitlerdir.
2.Flavonoidler
Flavonoidlerin karbon iskeleti, iki fenil halkasının propan zinciri ile birleşmesinden oluşan ve 15 karbon atomu içeren, difenilpropan (C6-C3-C6) yapısındadır. Yapısal olarak beş gruba ayrılırlar; a- Antosiyanidinler b- Flavonlar ve flavonollar c- Flavanonlar d- Kateşinler ve leukoantosiyanidinler e- Proantosiyanidinler
a.Antosiyanidinler
Doğada serbest halde bulunmazlar, şekerlerle glikozit yapmış olarak bulunurlar ve antosiyanin adını alırlar. Antosiyaninler meyve ve sebzelerin pembe, kırmızı ve mor tondaki çeşitli renklerini veren suda çözünebilir nitelikteki renk pigmentleridir. Vişne gibi meyvelerde hem meyve etinde, hem de meyve kabuğunda bulunduğu halde, siyah üzüm ve bazı erik çeşitlerinde yalnızca meyve kabuğunda bulunurlar.
Esas rengi veren başlıca antosiyanidinler: Siyanidin (şeftali, kiraz, incir, erik, ahududu, frenküzümü, kırmızı lahana) Malvidin (bazı üzümlerde) Pelargonidin (çilek, kırmızı turp, dut) Peonidin (bataklık kızılcığı) Petunidin (Amerikan üzümleri) Frenk üzümü Ahududu
b. Flavonlar ve Flavonollar
Orta halkanın 3. karbon atomuna flavonlarda (H), flavonollarda (OH) grubu bağlanmıştır. Antosiyanidinler gibi bunlarda şekerlerle glikozit halinde bağlanmış olarak bulunurlar. Yaban mersini ve kızılcık gibi dutlu meyvelerde kuersetin gibi flavonol grubu antioksidalar içerir.
Yaban mersini Kızılcık
c. Flavanonlar
Flavonlardan farklı olarak ortadaki halkada çift bağ bulunmaz. Bu glikozitler özellikle turunçgillerde yaygın olarak bulunurlar. En önemlileri naringin, hesperidin ve naringenindir. Özellikle elma ve armutlarda bulunan dihirokalkon yapısındaki bileşiklerden floretin ve floridzin önemlidir.
d.Kateşinler ve Leukoantosiyanidinler
Kateşinler üçüncü karbon atomunda bir OH grubu içerirler. Kimyasal yapıları, flavon-3-ol dür. Kateşin (catechins) çay ve bazı meyve-sebzelerde bulunan antioksidan etkili flavonoid grubudur. Gülgiller ailesine dahil olan ağaç meyvelerinden; elma, armut, şeftali ve kayısı ise, yüksek miktarda kateşin ve epikateşin antioksidan türlerini bulundurmaktadır.
Çay Kayısı
e. Proantosiyanidinler
Kateşinlerden veya leukoantosiyanidinlerden oluşan polimerik yapılara proantosiyanidinlere denir. Proantosiyanidinler en çok üzümde bulunan oligomerik flavonoidlerdir.Diğer kaynakları kakao,elma,yer fıstığı,badem,yaban mersini ve yalı çamının kabuğu.
Üzüm Kakao
3.Kinonlar
Kinonlar, proteinlerin nükleofilik -NH2 ve -SH gruplarıyla kolayca reaksiyona giren oldukça reaktif elektrofilik moleküllerdir. Fenollerin inhibitör özelliğini artırırlar.
Kinon çeşitleri Bitki örnekleri Kullanımları Ubikuinol / menakuinonlar Avakado, çilek Antioksidan Napthoquinones (lawsone) Lawsonia inermis Kına saç boyası Napokinonlar (Lapakol) Yeşil yapraklı bitkiler kontakt dermatit ve solunum reaksiyonlarını indükleme
Naptokinonlar (juglone)
Juglans regia antimikrobiyal ve antifungal, müshil, vermifuge ajan
Naptokinonlar (plumbagin)
Drosera rotundifolia antimikrobiyal
Çözünmez Fenolik Bileşikler 1.Tanenler
Tannin terimi, ilk önce tabaklama olarak bilinen süreçte ham hayvan derilerini deri haline getirebilen bileşikleri tanımlamak için kullanılmıştır. Tanenler, hayvan derilerinin kollajen proteinlerini bağlarlar.
Tanenlerin iki kategorisi vardır: yoğunlaştırılmış ve hidrolize edilebilir. Yoğunlaştırılmış taninler odunsu bitkilerin ortak bileşenleridir. Hidrolize edilebilir tanenler fenolik asitler, özellikle galik asit ve basit şekerler içeren heterojen polimerlerdir.
Kimyasal olarak flavon pigmentinin bir türevidir. Renk ve koku ile ilgilidir. Tanenler soğuk su içinde kolloidsel özellik gösterir. Madeni iyonlarla birleşerek koyu bir renk alır. Asitle beraber ısıtıldığı zaman kırmızı renkte katılaşır. Tanen grubundan katekin ve lökosiyanidin elma, şeftali, badem, üzüm, bazı armutlar gibi birçok sebze ve meyvede bulunur. Çay, kahve ve kakao da fazla miktarda tanen içerir. Çayın kalitesi tanen miktarı ile ölçülür.
Tanenlerin kullanım amaçları
Antioksidan İshal önleyici Yangı,ülser enflamasyon tedavisi Hemoroid tedavisinde Kanama durdurucu Ağır metal zehirlenmelerinde panzehir olarak
2.Ligninler
Lignin oldukça karmaşık bir fenolik makromoleküldür. Selülozdan sonra, bitkilerde en bol organik madde lignin olup, fenilpropanoid grupların oldukça dallı bir polimeridir:
Fenolik bir madde olan lignin hücre çeperinde birikerek dokuların ligninleşmesine (odunlaşmasına) neden olur. Lignin üç tip monomerden (p-kumaril, koniferil ve sinapil alkol) oluşan bir polimerdir. Lignin dokulara direnç verir, su geçirmez, antifungal ve antibakteriyal bir maddedir. Lignin vaskular bitkilerin sekonder çeperlerinin en önemli bileşenlerinden biridir, selülozdan sonra en çok bulunan bitki polimeridir.
Eğrelti otu
Bazı Ligninler Ve Kulanımları
Lignin ismi Bitki örneği Kullanım Nordihydroguaiare tik asit (NGDA) Larrea spp Antioksidan Shizandrinler Schizandra chinensis Antiviral Antineoplastik
Podofilotoksin podophyllum peltatum
Anti-mitotik Anti-kanser Flavonoliganlar Silybum marianum Hepatoprotektif
3.Hücre Duvarına Bağlı Hidroksisinnamik Asitler
Hidroksisinamik asitler bitkisel gıdalarda yaygın olarak bulunurlar ve fenilpropan halkasına bağlanan hidroksil grubunun konumu ve sayısına göre farklı özellik gösterirler. Ferulik asit Kafeik asit O-kumarik asit P-kumarik asit Genellikle ester,glikozid,amid vb. bağlı halde bulunur.
Flavonoid İsmi Bileşeni Bulunduğu Bitki Örnekleri Antosiyanidinler Siyanidin Şeftali,kiraz,incir Malvidin Bazı üzümlerde
Pelargonidin çilek, kırmızı turp
Peonidin bataklık kızılcığı Amerikan üzümlerindePetunidin Flavonollar Kuersetin Soğan, elma kabuğu, Kampferol Brokoli, greyfurt, çay Flavonlar Luteolin Limon, zeytin, Apigenin Kereviz, maydanoz Flavanollar Kateşin Siyah üzüm, kırmızı şarap Epigallokateşin Çay Flavanonlar Naringenin Turunçgillerde Hesperidin Portakal suyu Hidroksisinamatlar Kafeik asit Beyaz üzüm, zeytin, kuşkonmaz Klorojenik asit Elma, domates, şeftali Ferulik asit Domates, lahana, Kumarik asit Beyaz üzüm, zeytin, lahana
Fenollerin görevleri
Fonksiyonel ve teknolojik açıdan önemli görevleri bulunmaktadır; Üründe lezzet oluşması (acılık ve burukluk) Meyve-sebzelerde kendine özgü renk oluşması (antosiyaninler; kırmızı-mavi renk) Polifenoloksidaz (PPO) enzimi katalizörlüğündeki esmerleşme reaksiyonu ile ürünün esmerleşmesi Antimutajenik etki (klorojenik asit, kateşinler gibi) Antikarsinojenik etki Proteinleri çöktürme etkisi (tanenler, tabaklama işlemi) Berrak meyve suları ve şaraplarda bulanma ve tortu oluşumu
Fenoliklerin toprağa salınması, diğer bitkilerin büyümesini sınırlayabilir. Yapraklardan, köklerden ve çürümekte olan çöplerden bitkiler, çevreye birincil ve ikincil metabolit çeşitleri salmaktadır. Komşu bitkiler üzerinde etkili olan ikincil bileşiklerin bir bitki tarafından salınması, allelopati olarak adlandırılır. Bir bitki kimyasal maddeleri toprağa bırakarak yakınlardaki bitkilerin büyümesini azaltabilirse, bu da ışığa, suya ve besleyicilere erişimini ve böylece evrimsel uygunluğunu artırabilir.
C.AZOTLU BİLEŞİKLER
Çok çeşitli bitki sekonder metabolitleri yapılarının bir parçası olarak azot içerirler. Çoğu azotlu sekonder metabolit, ortak amino asitlerden sentezlenir. Alkaloidler siyanojenik glikozitler glukosinolatlar protein olmayan amino asitler olarak sınıflandırılırlar.
Alkaloidler
Bitkilerden izole edilen bazik azot metabolitlerine alkaloidler denir. 10.000 bitki cinsinin sadece %9 u alkaloit üretmektedir. Alkaloidler genellikle birkaç ortak amino asitten, özellikle lisin, tirozin veya triptofandan sentezlenir.
lisin tirozin triptofan
Alkaloidler çok çeşitli farmakolojik aktivitelerle ilişkilidir. Birçoğu toksiktir ve küçük miktarlarda bile ölüme neden olabilir. Bazıları antibiyotik aktivitelerine sahipken bazıları antidepresanlar (reserpin) ve halüsinojenler (meskalin) gibi davranış kalıplarına müdahale eder.
Bitkilerde ve hayvanlarda alkaloid fonksiyonlar savunma mekanizmalarıyla bağlantılıdır. Zehirlilik bitkilerin otoburlar tarafından yenmesini engellemek için iyi bir koruyucudur. Pek çok alkaloid, sinir sisteminin bileşenleri, özellikle de nörotransmitterleri etkiler; diğerleri membran taşınmasını, protein sentezini veya çeşitli enzim faaliyetlerini etkiler.
Bazı Alkaloidler ve Kullanımları
Alkaloid ismi Bitki örneği Kullanımı Ajmaline Rauwolfia serpentina Antiaritmik Atropine Hyoscyamus niger Antikolinerjik Caffeine Coffea arabica MSS uyarıcısı Cocaine Erythroxylon coca Adrenerjik bloke edici, bölgesel anestezik Emetine Uragoga ipecacuanha Kusturucu Morphine P. somniferum Güçlü narkotik analjezik Nicotine Nicotiana tabacum Çok toksiktir. Böcek ilacı Quinine Cinchona officinalis Antimalarial Sanguinarine Eschscholzia californica Antiplak etki Scopolamine H. niger Sedatif etki Vinblastine Catharanthus roseus Lenfoma tedavisi
Siyanojenik Glikozitler
Siyanojenik glikozitler, zehirli hidrojen siyanürü serbest bırakır. Siyanojenik glikozitler toksiktirler, ancak bitki ezildiğinde bazıları uçucu olan zehirleri atmak için kolaylıkla parçalanırlar. Siyanojenik glikozitler, bilinen zehirli gaz hidrojen siyanürü (HCN) salmaktadır. Yenebilen bitki türlerinde, amigdalin ve linamarin, dhurrin olarak adlandırılan siyanojenik glukozitler tanımlanmıştır.
› Acı badem çekirdeğinde bulunan amigdalin antikanserojenik etkiye sahiptir.
Siyanojenik glikozitler bitki aleminde yaygın olarak bulunur ve pek çok baklagillerde, otlarda ve gül ailesinin türlerinde bulunur. Siyanojenik glikozitlerin bazı bitkilerde koruyucu bir işleve sahip olduğu gösterilmiştir. Siyanojenik glikozitlerin varlığı böcekler ve salyangoz ve sülük gibi diğer otoburların bitkiyi yemesini engeller.
Fava beans
Glukosinolatlar
Glukozinolatlar veya hardal yağı glikozitleri olarak adlandırılan sekonder bitki glikozitleri, savunma maddelerini serbest bırakmak için parçalanırlar. Esas olarak Brassicaceae ve ilgili bitki ailelerinde bulunan glukosinolatlar, lahana, brokoli ve turp gibi sebzelerin kokusu ve tadı için sorumlu bileşiklerin üretilmesi için parçalanırlar. Brassicaceae
Protein Olmayan Aminoasitler
Bu amino asitler serbest formda bulunurlar ve savunma maddeleri olarak işlev görürler. Birçok protein dışı amino asit, ortak amino asit proteinlerine çok benzerdir. Örneğin, kanavanin, argininin yakın bir benzeridir Bitkilerde Leguminosae ailesinde bulunurlar.
Leguminosae Lysidice Rhodostegia Fabaceae
Herbivorlara Ve Patojenlere Yönelik Bitki Savunma: Çam ve köknar gibi kozalaklı ağaçlarda, monoterpenler iğneler, dallar ve gövdelerde bulunan reçine kanalında birikir. Bu bileşikler bettle.marjorly gibi böcekler için toksiktir. Ayrıca böcekler tarafından bitki yenmesi durumunda böcek tarafından gelip beslenecek ve sekonder metabolitleri salgılayacak.
Bitki Yetiştirme: Bitki yetiştiricileri, patojen, otobur ve diğer çevresel strese karşı en iyi kalitede ve dirençle birlikte maksimum verim sağlayan çeşitleri seçmeye çalışmaktadırlar. Modern tarımın en büyük sorunlarından biri de herbisit, böcek öldürücü ve diğer zirai mücadele ilaçlarına olan ihtiyaçtır. Örneğin patatesler (solanum tuberosum), böcek memelilerine ve mikroorganizmalara karşı aktif olduğu gösterilen karakteristik sekonder metabolitler olarak steroid alkoloidleri içerir. Bu steroid alkaloid zehirli olduğu için. Alkaloidlerin serbest yumruları, patateslerin domestikasyonunun bir amacı olmuştur.
Patates
Anti-Mikrobiyal: Thymus vulgaris (kekik) gibi bazı şifalı otlar virüslere, bakterilere ve mantarlara karşı etkili olan kafeik asit içerir. Öjenol bulunan uçucu yağ ihtiva eden fenolik bileşik, osimun gratucimum olarak bulunur, hem mantarlara hem de bakterilere karşı bakteriyostatik sayılır. Aloe vera, lateks ile birlikte bu metabolitlerin kombinasyonunu içerir, streptokoklara, salmonella'ya ve staph aure'lere karşı etkilidir. Anacardium pulsatilla (kaju), bakteri ve mantarların büyümesini engelleyen salisilik asit olan fenolik bileşikler içerir. Aloe vera
Aloe vera Anacardium pulsatilla
Sağlık Ve Farmasötik: Sekonder metabolit alkaloid benzeri, anti malarial ilaç olarak kullanılan çeşitli ilaçların, anagestik maddelerin ve bakteri enfeksiyonlarının ve diğer sağlıkla ilgili konuların önlenmesinde kullanılan diğer antibiyotiklerin formülasyonunda kullanılmaktadır. Diğer solucanlarla karıştırılmış solanum khasianum alkaloid, HIV enfeksiyonuna ve AIDS ile ilişkili bağırsak enfeksiyonuna karşı faydalı olabilir. Farmasötikte kullanılan diğer bileşik Atropa sp'den atropin, Datura sp'den Scopolamin, chinchona sp'den kinin, papaver'den kodein içerir.
PapaverSolanum khasianum
Toksisite (Zehirlilik): Bitki ikincil metabolitlerinin birçoğu hem insana hem de hayvanlara toksiktir Conium sp'den koniine, strychnol'den strychnine kadar. Cassava'da görülen siyanojenik glikozitler, insanlara ve hayvanlara toksiktir. Furanokumarinler fitotoksisiteye sahiptir. Phytotoxic furanocoumarin kerevizi de içeren umbelliferae familyasının üyelerinde özellikle bol miktarda bulunur. Bu kimyasallar kanserlere ve cilt ile ilgili hastalıklara neden olabilir.
Cassava Kereviz
Cezbedici ve Uzaklaştırıcı Koku: Sekonder metabolit genellikle tek bir organizmaya karşı yönlendirilmemekle birlikte, genellikle çeşitli potansiyel düşmanlara karşı yönlendirilir ya da hem itici hem çekici rolünü birleştirebilirler, örneğin antosiyanin veya uçucu terpen çiçeklerde cazip olabilir ancak aynı zamanda böcek öldürücü ve antimikrobiktir mavi renk Commelina communis (gün çiçeği), bu bitkinin tozlanması için hayvanları çekmek için yardımcı olur. Osmium gratusimum'dan alınan sitronella, öjenol tozlanmada böcekler için cezbedicidir. Commelina communis Osmium gratusimum
Allelopatik Etki: Basit fenil propanoidler ve benzoik asit türevleri, çoğunlukla alelopatik aktivitelere sahip olarak gösterilirler. Örneğin kaffeik asit ve ferulik asit toprakta kayda değer miktarlarda bulunur ve laboratuar deneylerinde birçok bitkinin çimlenmesini ve büyümesini engellediği gösterilmiştir. Yabani otları uzaklaştırmak için kullanılabilir.
SONUÇ Sekonder metabolitlerin, hem etkinliğini ve toksisitesini tayin etmek için hem in vitro hem de in vivo olarak analiz etmek için farklı alanlardan bilimadamları bir çok çalışma yapmışlardır. Özellikle de bitki ekolojisi alanındaki potansiyel kullanımlarını, otlara karşı allelopatik olarak yetiştirilen bitkilerin geliştirilmesi olasılığını bulmak için, yabancı ot kontrolü için. Sekonder metabolitler enfeksiyon önleme, tedavi ve kontrol için antimikrobiyal alanın tamamında ve sonunda gıda kalacak şekilde bitki ıslahında dirençli çeşitlerin elde edilmesi ve mahsul verimi artırılmasında da kullanılabilir. Bu konulara dikkat edilmesi, bitki kökenli ürünler kullanarak enfeksiyonun kemoterapötik tedavisinde gerekli yeni bir döneme girişi sağlayabilir. Bununla birlikte, moleküler ve genetik düzeyde sentezlerinin nasıl düzenlendiği hakkında çok az şey bilinmektedir. Bitki sekonder metabolitlerinin gen ekspresyonu ile ilgili sorular hala mevcuttur ve şu anda dünyanın dört bir yanındaki araştırmacıların ilgi alanlarından biridir.