Home > Sample essays > Effectiveness of Cognitive Behavioral Approach-Based Group Therapy Program on Depressive Symptoms And Hopelessness in Visually Impaired Individuals

Essay: Effectiveness of Cognitive Behavioral Approach-Based Group Therapy Program on Depressive Symptoms And Hopelessness in Visually Impaired Individuals

Essay details and download:

  • Subject area(s): Sample essays
  • Reading time: 15 minutes
  • Price: Free download
  • Published: 1 April 2019*
  • Last Modified: 23 July 2024
  • File format: Text
  • Words: 3,341 (approx)
  • Number of pages: 14 (approx)

Text preview of this essay:

This page of the essay has 3,341 words.



Bilişsel – Davranışçı Yaklaşıma Dayalı Grup Terapisi Programının Görme Engelli Bireylerde Depresif Belirti ve Umutsuzluk Düzeylerine Etkisi

Volkan DEMİR

ÖZ

Bu çalışmanın amacı, depresif belirti ve umutsuzluk düzeylerine yönelik bilişsel davranışçı bir grup terapi programı hazırlamak ve görme engelli bireylerde programın etkililiğini değerlendirmektir. Bu etkinin değerlendirilmesi için yarı – deneysel bir yönteme başvurulmuş, kontrol grupsuz öntest – sontest deneme modeli kullanılmıştır. On oturumdan oluşan 90 dakika süren programda, kendini gözlemleme, yarar zarar analizi, kanıtları inceleme, kendi kendini eleştirmeye karşı çıkma, nefes egzersizleri, olumsuz otomatik düşünceleri yakalama, psiko-eğitim gibi bilişsel yöntemler kullanılmıştır. Program, İstanbul ilinde görme engellilere hizmet veren bir rehabilitasyon merkezinde 18-34 yaşları arasında 4 kadın 8 erkek toplam 12 görme engeli olan bireye uygulanmıştır. Müdahale programını değerlendirmek amacıyla katılımcıların depresif belirti düzeylerini belirlemek amacıyla “Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)”, umutsuzluk düzeylerini belirlemek amacıyla ise “Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ)”, kullanılmıştır. Ölçme araçları çalışma grubuna program öncesinde ön test, programın bitiminde ise son test uygulanmıştır. Verilerin analizinde Wilcoxon işaretli sıra testi kullanılmıştır. Yapılan analizler çalışma grubundaki görme engelli bireylerin depresif belirti ve umutsuzluk düzeylerinin bilişsel davranışçı grup terapi programı sonrasında anlamlı düzeyde azaldığı saptanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Görme engelli, Grup terapisi, Bilişsel – davranışçı terapi, Umutsuzluk, Depresyon.

Effectiveness of Cognitive Behavioral Approach-Based Group Therapy Program on Depressive Symptoms And Hopelessness in Visually Impaired Individuals

Abstract

The aim of this research is preparing a program in accordance with depressive symptom and hopelessness levels of the visually impaired individuals and testing it’s effects. To examine these effects, a quasi-experimental method is applied and a pretest-posttest design without the control group is used. In the program which is composed of 10 sessions and 90 minutes per each session, observing oneself, benefit and harm analysis, investigating proofs, resisting criticisms of individual’s oneself, breathing exercizes, catching negative automatic thoughts, psycho-education and similar cognitive techniques are used. Program is applied in a rehabilitation center servicing for the visually impaired individuals. Sample group is composed of 12 visually impaired individual seperated as 4 female and 8 male between the ages of 18-34. To examine the effects of the program, measurement scales are used as pre-test before the application of the program and as post-test after the program. To clarify the depressive symptom levels of the individuals “Beck Depression Inventory (BDI)” and to clarify the hoplelessness levels of the individuals “Beck Hopelessness Inventory (BHI)” are used. Wilcoxon signed rank test is used for the analyzing of the data. According to the results depressive symptom and hopelessness levels of the visually impaired individuals’ in the sample group are decreased significantly after the application of the cognitive behavioral group therapy program.

Keywords: Visually impaired, Group therapy, Cognitive-behavioral therapy, Hopelessness, Depression.

Psikoloji Uzmanı. Klinik ve Adli Psikoloji Derneği: Mecidiyeköy Mah. Kervangeçmez Cad. Hark Sok. No:5 Kat:4.  demir.volkan@outlook.com. (0533) 3062860.

1. Giriş

Uzun yıllardan bu yana engellilik kavramı birçok kişinin yakından ilgilendiği konulardan biridir (Arıkan, 2001; Bagenstos, 2000; Mehmet, 1990).  Engelli bireylerin; eğitim, sağlık, iş, ulaşım, psikolojik ve sosyal destek gibi çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır (Arıkan, 2001; Karataş, 2001). Tüm bu sorunlar engelli bireylerde özkıyıma varan başta depresif belirtiler olmak üzere çeşitli psikolojik belirtileri de beraberinde getirebilmektedir (Morris, 1992). Görme, başta bilişsel ve ruhsal gelişimleri ile birlikte bireylerin gelişim süreçlerini olumsuz yönde etkilendiği önemli bir duyudur. Körlüğün tanımı Andrews ve Wyer (2005) tarafından görme yetisinin ya da görsel uyaran algısının yokluğu veya kaybı olarak yapılmıştır. Görme engellilik olgusu tam görme kaybı (körlük) ile birlikte az görme olgularını da kapsamaktadır. Dünyada 39 milyon tam görme kaybı olan birey, 246 milyon az gören olmak üzere 285 milyon görme engelli birey bulunmaktadır (Nergiz, 2013).

Yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlar, işsizlik ve eğitim sorunları görme engelli bireylerin ruhsal gelişimlerini ve ruh sağlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Engelli olmanın ve engelli olarak yaşamı sürdürmenin, sağlıklı bireylere göre hem bedensel hem de duygusal olarak oldukça zor olduğunu bildiren çalışmalar bulunmaktadır (Biringen, Fidler, Barrett ve Kubicek, 2005; Luftıg ve Muthert, 2005; Erol ve Ergün, 2003). Burlingham görme engelinin bireylerde içe dönüklüğe ve bununda bu bireylerde güvensizliğe neden olduğunu belirtmektedir. Gulliford ise görme engelinin bireylerin sosyal ilgisini kısıtladığını ve kişilik gelişimini engellediğini belirtmektedir (aktaran Özçelik, 1982).

Askari, Safaroudi, Kamali ve Khalafbeigy (2010) sonradan görme kaybı yaşamış 21 yetişkinin günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmede çevre faktörünün etkisini görüşmeye dayalı yapılan bir araştırmayla vaka çalışması şeklinde sorgulamışlardır. Araştırmada, toplumda bireyler arasında görme engellilere karşı olumsuz davranışlar sergilendiği, görme engelli bireylerin engellerinden dolayı işe giremedikleri ve bu nedenle ekonomik zorluklar yaşadıkları ifade edilmiştir (aktaran Özkan, 2013).

2. Kuramsal Çerçeve ve Literatür Bildirişleri

2.1. Depresyon Kavramı

Depresyonun Türkçe karşılığı ruhsal çöküntüdür. Bir duygu durum bozukluğu olan depresyon bireyin kendisine dair düşüncelerini olumsuz bir şekilde etkiler ve benlik değerini düşürür (Köroğlu, 2003). Tükenmiş ruh hali, isteksizlik depresyonun en önemli belirtileri arasındadır (Sayar, 2009). Kişilerin uyku düzeni ve beslenme alışkanlıkları ile birlikte duygulanımlarını da olumsuz bir biçimde etkileyen depresyon cinsel ilgide de azalmaya neden olmaktadır (Köroğlu, 2003). Karamsarlık, hüzün, elem ve yalnızlık gibi olumsuz duyguları barındırmaktadır (Köknel, 2005). Bununla birlikte bireyin kendisini güçsüz ve değersiz hissetmesi, yineleyen ölüm düşünceleri depresyonda görülebilen belirtiler arasında yer almaktadır. Bahsedilen bu belirtiler kişinin davranışlarında da değişime neden olur. Ortaya çıkan halsizlik, enerji kaybı nedeniyle daha önce sevilerek yapılan şeyler gözde büyür, sosyal ortamlardan kendini soyutlama ve yalnız kalma ihtiyacı hissedilir (Güleç, 2009).

İlgili alan yazın incelendiğinde görme yetisinin kaybı ile depresyon arasında önemi bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (Bazargan ve Hamm-Baugh, 1995). Bununla birlikte körlüğün depresif belirtilerde artışa neden olduğu görülmüştür (Osborn vd., 2003; Waern vd., 2002). Koenes ve Karshmer (2000) tarafından 22 görme engelli ve 29 görme engeli olmayan ergenler ile yaptıkları çalışmada görme engelli ergenlerde depresyonun görülme sıklığının daha yüksek olduğunu rapor etmişlerdir. Yapılan başka bir çalışmada ise görme engelli yaşlı bireylerde depresyon görülme sıklığı % 13.5 iken görme engelli olmayan yaşlı bireylerde bu oranın % 4.6 olduğu görülmektedir (Evans, Fletcher ve Wormald, 2007).

2.2. Umutsuzluk Kavramı

Ummaktan ortaya çıkan güven duygusu olarak ifade edilen ve ileriye yönelik pozitif beklentilere sahip olmayı belirten umut, kişiye gelecekte karşılaşması muhtemel olan olumsuz yaşantıların üstesinden geleceği duygusunu vererek ruhsal sağlığı olumlu etkiler (Çelikel ve Erkorkmaz, 2008). Umudun karşıtı olan umutsuzluk kavramının temelini ise gelecekte olabilecek her şeyin şimdikinden daha iyi olmayacağı (Bayam, Okay, Dilbaz ve Açıkgöz, 2002) ve geleceğe yönelik olumsuz inançlar oluşturmaktadır (O`Connor, O`Connor, O`Connor, Swallwood ve Miles, 2004). Umutsuzluk, bireyin geleceğe yönelik hedeflerine ulaşamaması, başarılı olmaya yönelik olumsuz inançlara sahip olması ve geleceğe dair motivasyonunu kaybetmesidir (Gençöz, Vatan ve Lester, 2006). Umutsuzluk bazen bilişsel bir bozukluk, bazen bir duygu, bazen geleceğe ilişkin beklentilerin kaybı ya da bireyin geleceğe ilişkin olumsuz beklentileri olarak ele alınmıştır (Odağ, 1995). Olumsuz yaşam olaylarına ilişkin olumsuz çıkarsamalar, umutsuzluk duygularını besleyen başlıca nedenler olarak ortaya çıkmaktadır (Yerlikaya, 2006). Umutsuzluk, bireyin bilişsel yapısı ve bilgiyi işleme biçimi ile de yakından ilişkilidir (Dinçer ve Derelioğlu, 2005).

Yapılan araştırmalar umutsuzluğun bireyin sağlığı ve iyilik hali üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini göstermiştir (Abramson, Metalsky ve Alloy, 1989; Poch vd., 2004). Psikolojik iyi oluş halini belirlemede önemli bir ölçüt olan umutsuzluk genel anlamda ruhsal sıkıntılara neden olmaktadır (Çelikel ve Erkorkmaz, 2008). Kişilerin ruh sağlığını olumsuz bir şekilde etkileyen umutsuzluk, depresyonda klinik tablonun bir parçası olarak tanımlanırken (Dilbaz ve Seber, 1993; Cunningham, Gunn, Alladin ve Cawthorpe, 2008) ayrıca intihar girişimi (Beck 1963), şizofreni (Drake ve Cotton 1986), ilaç ve alkol bağımlılığı (Beck, Weissman ve Kovacs, 1976), sosyopati (Melges, 1969; Williams, 1986) ve fiziksel hastalıklar gibi ruhsal bozukluklarda da görülebileceği vurgulanmıştır (aktaran Seber, Dilbaz, Kaptanoğlu ve Tekin, 1993). Kashani, Reid ve Rosenberg (1989) çocuk ve ergenler ile yaptıkları çalışmada yüksek umutsuzluk skorunun depresyon ve intihar riski ile birlikte genel psikopatoloji riskinide artırdığını rapor etmişlerdir.

2.3. Bilişsel Davranışçı Terapi

Bireylerin davranışlarının başlamasında düşünceler önemli bir yere sahiptir (Eisen, Kearney ve Schaefer, 1995). Bilişsel yaklaşıma göre düşüncede oluşacak değişikliklerle duygu ve davranışlarda da değişim meydana gelebilir. Bilişsel yaklaşım; 1) bireyin kendi otomatik düşüncelerini tespit etmesi, 2) düşünce, duygu ve davranış arasındaki bağlantıyı fark edebilmesi, 3) kişinin otomatik düşüncelerini destekleyen ve desteklemeyen kanıtları sınaması, 4) otomatik düşüncelerin daha gerçeğe dönük düşünceler ile yer değiştirmesi, 5) fonksiyonel olmayan inançları tanımayı ve değiştirmeyi hedeflemektedir (Arkar, 1992).

Depresyon ile ilgili alan yazın incelendiğinde, birçoğunun bilişsel-davranışçı yaklaşımlar ile tedavi edildiği görülmektedir. Bilişsel kurama göre umutsuzluk depresyonun temelidir (McCubbin, 1989). Bilişsel-davranışçı yaklaşımı benimseyen psikoterapistler, psikopatoloji ile kognisyonlar arasındaki ilişkiyi incelemektedirler (Silverman ve DiGueseppe, 2001). Beck’in depresyona dair ana düşüncesi,  depresyondaki kişinin olumsuz temel inançlarının olumsuz duygu ve davranışlara yol açtığı şeklindedir (Davison ve Neale, 2004). Bununla birlikte, olumsuz otomatik düşüncelerin umutsuzluğa neden olduğunu gösteren çalışmalar da bulunmaktadır (Aydın, 1990). Bireyleri umutsuz duygulardan uzaklaştırmak için bireylerin öz yeterlilik algıları bilişsel davranışçı teknikler ile müdahale edilerek yükseltilebilir (Kumcağız, 2007).

Demir (2015) yaptığı çalışmada, bilişsel davranışçı terapilerin üçün dalga yaklaşımı olan bilinçli farkındalık programının etkisini sınamış ve katılımcıların depresif semptomlarını azaltmada istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu belirtmiştir.

3. Araştırmanın Amacı

Ülkemizde yapılan grup çalışmalarının büyük bir çoğunluğunun engelli olmayan bireylere yönelik olduğu ve özellikle görme engelli bireylerin ihmal edildiği görülmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada, bilişsel-davranışçı yaklaşıma dayalı terapi programının görme engelli bireylerin depresif belirti ve umutsuzluk düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada, sekiz oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapi programının görme engelli bireylerin depresyon ve umutsuzluk puan ortalamalarının azalmasında etkili olacağı hipotezi test edilmiştir.

4. Yöntem

Bilişsel – davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapisi programının görme engelli bireylerde depresif belirti ve umutsuzluk düzeylerine etkisini sınayan bu araştırmada “Tek grup öntest – sontest kontrol grupsuz yarı deneysel desen” uygulanmıştır.

4.1. Katılımcılar

Program, İstanbul ilinde görme engellilere hizmet veren bir rehabilitasyon merkezinde uygulanmıştır. Araştırmaya başlamadan önce kurumdan izin alındı. Araştırmaya katılacak olan bireylere, çalışmanın amacı ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma grubunu 4 kadın 8 erkek olmak üzere toplamda 12 katılımcı oluşturmaktadır. Programa 15 katılımcı ile başlanılmıştır. Uygulama sürecinde üç katılımcı çeşitli sebeplerden dolayı programa devam etmemiştir.  Katılımcılar 18 – 34 yaşları arasında bulunmaktadır. Katılımcıların eğitim düzeylerine bakıldığında 1 kişinin ön lisans, 7 kişinin lise, 2 kişinin ortaokul, 2 kişinin de ilkokul mezunu olduğu saptanmıştır. Grup üyelerinin hepsinin bekar olduğu görülmektedir.

Grup üyelerinin seçiminde; bireyin çalışmanın yapıldığı esnada rehabilitasyon merkezinde bulunması ve çalışmaya katılmaya gönüllü olması kriter olarak belirlendi. Görme engeli dışında ikinci bir engeli (zihinsel ya da fiziksel) olan, kronik tıbbi bir hastalığı olan bireyler çalışma kapsamı dışında bırakılmıştır.

4.2. Veri Toplama Araçları

4.2.1. Beck Umutsuzluk Ölçeği:

Beck ve arkadaşları (1974) tarafından bireylerin ileriye yönelik olumsuz inanç ve tutumlarını belirlemek amacı ile geliştirilmiştir. Beck Umutsuzluk Ölçeği, 20 maddeden oluşmakta olup, puan ranjı 0-20 arasındadır. Ölçekten alınan 0-3 puan normal aralık, 4-8 puan hafif umutsuzluk, 9-14 puan orta düzey umutsuzluk, 14-20 puan yoğun umutsuzluk şeklinde değerlendirilmektedir. Ölçeğin puanlanması, her doğru cevap için ‘1’ puan, hayır cevap için ‘0’ puan şeklindedir. Elde edilen aritmetik toplam ‘umutsuzluk puanını oluşturur. Alınan puanların yüksekliği bireydeki umutsuzluğun yüksek olduğunu gösterir. Ölçeğin Türkçe’ye adaptasyon ve güvenirlik-geçerlik çalışmaları Seber (1991) ve Durak (1994) tarafından yapılmıştır.

4.2.2. Beck Depresyon Ölçeği

Depresif belirtilerin şiddet düzeyini ölçmek ve bedensel, duygusal, bilişsel değişimleri izleyebilmek nedeniyle Beck tarafından geliştirilen bir kendini değerlendirme ölçeğidir. Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması Hisli (1989) tarafından üniversite öğrencilerinde yapılan uyarlamada kesme puanının 17 olarak kabul edildiği belirtilmiştir. Ölçekten alınabilecek en yüksek puan 63’tür. Toplam puanın yüksek oluşu depresif belirti düzeyinin gösterir. Ölçekten alınan 0-9 puan minimal, 10-16 puan hafif, 17-29 puan orta, 30-63 puan şiddetli düzeyde depresyonu göstermektedir.

4.3. Verilerin Toplanması

Araştırmaya katılan görme engelli bireylerin depresif belirti düzeylerini belirlemek amacıyla Beck Depresyon Ölçeği, umutsuzluk düzeylerini belirlemek amacıyla da Beck Umutsuzluk Ölçeği kullanılmıştır. Nisan 2015 – Haziran 2015 tarihleri arasında toplam 10 hafta süreyle, hazırlanan program katılımcılara uygulanmıştır. Rehabilitasyon görevlilerinin yardımı ile ön test uygulandı ve daha sonra grup üyeleri, grup süreci hakkında bilgilendirildi. Gönüllü olan 15 kişi ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Uygulama sürecinde üç katılımcı çalışma grubundan çeşitli nedenlerle ayrılmıştır. Bu sebeple 12 katılımcıdan elde edilen veriler analiz edilmiştir. Oturumlar 10 hafta süre ile 90 dakikalık bilişsel davranışçı grup terapi programı şeklinde uygulanmıştır. Programın uygulamasının ardından çalışma grubunda yer alan bireyler Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği’ni araştırmacı ve vakıf çalışanlarının yardımı ile bir kez daha doldurmuşlardır.

4.4. İşlem

Araştırmada, görme engelli bireylerin depresif belirti ve umutsuzluk düzeylerini olumlu yönde değişmesini sağlamak amacıyla, Bilişsel – Davranışçı Terapi Programı uygulanmıştır. Program, araştırmacı tarafından birçok kaynaktan yararlanılarak geliştirilmiştir (Leahy, 2007; Demir, 2014; Demir, 2015a; Demir, 2015b).Her grup oturumunun ortak noktası, oturumlardan sonra grup üyelerinin o günkü oturum ile ilgili izlenimlerinin alınması ile oturumlar sırasında elde ettikleri kazanımların günlük yaşama nasıl uyarlanabileceğinin tartışılması biçiminde gerçekleşmiştir. Ayrıca, tüm üyelerin bir sonraki grup oturumuna kadar o oturumda üzerinde durulan konuların günlük yaşama uygulamasına ve her oturumun başında bu yaşantıların paylaşılmasına çalışılmıştır.

1. Oturum: Çalışma grubuyla yapılan ilk oturumda grubun amaçları, grup kuralları, gruba ilişkin beklentiler ve duygular paylaşılmıştır.

2. Oturum: Grup üyelerine, olaylar, düşünceler ve davranışlar arsındaki ilişki çeşitli örnekler ile anlatılmıştır.

3. Oturum: ABC modeli üzerinde durulmuş ve ABC modelini kendi yaşantılarına uygulama çalışması yapılmıştır.

4. Oturum: Grup üyelerinin tespit etmiş oldukları olumsuz düşünceleri destekleyen ve desteklemeyen kanıtların olup olmadığı üzerine çalışılmıştır.

5. Oturum: Olumsuz düşünceler ile ilgili terimleri tanımlama, çifte standart, yarar zarar analizi gibi bilişsel teknikler üzerinde durulmuştur.

6. Oturum: Olumsuz kehanetlerde bulunma yönünde bir eğilimlerinin olup olmadığını anlamak için, geçmişteki olumsuz öngörüleri gözden geçirilmiş ve daha sonra gerçekte ne olduğu yönünde tartışılmıştır. Bu oturumda ayrıca şu andaki olumsuz inançları ile çelişen bazı geçmiş kanıtların neler olduğu tartışılmıştır.

7. Oturum: Depresif duygulanıma ve umutsuzluğa neden olan olumsuz temel inançlar, ABC modeli kullanılarak bilişsel yeniden yapılandırma üzerinde çalışılmıştır.

8. Oturum: Katılımcıların problem çözme becerileri gözden geçirildi. Sorun karşısında alternatif düşüncelerin üretilmesi üzerinde duruldu.

9. Oturum: kendileriyle ya da şu andaki yaşantılarıyla ilgili olumsuz inançları ile ilgili arkadaşlarına vereceği tavsiyeler neler olurdu? Arkadaşlarına karşı kendilerine olduğu kadar eleştirel olur musunuz? Niçin olmazsınız? soruları tartışıldı.

10. Oturum: sürece dair değerlendirmeler yapılmış, grup üyelerinden geribildirim alınmış ve süreç sonlandırılmıştır.

4.5. Verilerin Analizi

Literatürde denek sayısının düşük olduğu durumlarda dağılımın normal olmayacağı ve bu nedenle parametrik olmayan testlerin kullanılması önerilmektedir. Bu nedenle, araştırmada verilerin normal dağılım göstermemesi ve denek sayısının azlığı da dikkate alınarak parametrik olmayan testlerin kullanılması tercih edilmiştir (Pallant, 2001). Verilerin analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralı Testi kullanılmış olup SPSS 16.0 paket programından yararlanılmıştır.

5. Bulgular

Bu bölümde, araştırmanın hipotezlerine göre elde edilen verilerin istatiksel analizi sonucunda ortaya çıkan bulgulara yer verilmiştir.

Tablo 2.Beck Depresyon ve Beck Umutsuzluk Ölçeklerinin Öntest ve Sontest Puan Ortalamaları

n Ortalama  Ss

Depresyon

 Ön Test  12   11,74  6,55

 Son Test 12 9,41  4,94

Umutsuzluk

 Ön Test  12  4,75 3,194

 Son Test 12 3,50 2,195

Tablo 2’de görüldüğü gibi çalışma grubunun Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği’nden aldıkları puanların aritmetik ortalaması ön- test puanlarının aritmetik ortalamasından düşüktür. Öntest-sontest puan ortalamaları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiş, sonuçlar tablo 3’de verilmiştir.

Tablo 3.Depresyon ve Umutsuzluk Öntest ve SontestWilcoxon İşaretli Sıralar Testi Sonuçları

 Sıra İşaretleri n Sıra Ortalaması  Sıra Toplamı   z   P

  Negatif Sıra 9 6,28  56,50  -2,128   ,033

Depresyon  Pozitif Sıra  2 4,75  9,50

Eşit  1

Negatif Sıra  7  4,64 32,50  -2,058 ,040

Umutsuzluk  Pozitif Sıra  1  3,50   3,50

Eşit  4

Tablo 3’ de görüldüğü gibi, çalışma grubunun depresyon ve umutsuzluk ön-test ve son-test puanları bakımından anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğine ilişkin yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi sonuçlarına göre, çalışma grubundaki görme engelli bireylerin öntest – sontest puanları arasında anlamlı düzeyde farklılaşma olduğu bulunmuştur (depresyon;  z=,-2,128 p<.05, umutsuzluk; z=,-2,058 p<.05).

6. Tartışma

Bu araştırmada, yaşamış oldukları psiko-sosyal sorunların üstesinden gelebilmeleri ve çözümlemelerine yardımcı olma amacıyla görme engelli bireylerin depresif belirtilerini ve umutsuzluk düzeylerini azaltmaya yönelik bir bilişsel davranışçı grup terapi programı hazırlanmış ve görme engelli bireylerin depresif belirti ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla 12 kişilik çalışma grubu oluşturulmuş ve çalışma grubunda bulunan bireylere 10 oturum süresince bilişsel-davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapi programı uygulanmıştır. Bu program ile görme engelli bireylerin depresif belirti ve umutsuzluk düzeylerinin azalması hedeflenilmiştir. İstatistiksel analiz sonucu terapi programının, görme engelli bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeylerini azaltmada etkili olduğu söylenebilir.

Bilişsel-davranışçı terapide, bireyin olumsuz duygu yaşamasında düşüncelerin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada, progresif kas gevşeme, kendini gözlemleme, olumsuz otomatik düşünceleri yakalama, yarar zarar analizi, kanıtları inceleme, kendi kendini eleştirmeye karşı çıkma gibi bilişsel terapi yöntemleri uygulanmıştır. Gerçekleştirilen bu çalışmada görme engelli bireylerin duygu ve düşüncelerinin farkına varma, düşüncelerin duygular ve davranışlarla olan bağlantılarını farketme, işlevsel ve işlevsel olmayan düşünceleri ayırt etme, işlevsel olmayan düşünceleri sorgulanma ve olaylara olumlu bakış açısı geliştirme gibi etkinliklere yer verilmiştir. Bu çerçevede olumsuz otomatik düşüncelerin depresyon ve umutsuzluk ile ilişkisine dayanarak katılımcıların öncelikle kendileri, çevreleri ve gelecekleriyle ilgili olumsuz düşünceleri oturumlarda ele alınmıştır.

Bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapi programının hazırlanmasında; bir yandan görme engelli bireylerin karşılaştıkları sosyo-ekonomik sorunlara, diğer yandan da geleceğe yönelik olumsuz inançlara odaklanılmıştır. Bu nedenle programın çerçevesini, grup üyelerinin fiziksel çevre, ulaşım, iş ve eğitim hayatlarını sürdürememe, sosyal güvenlik, başkalarının bakımına muhtaç olmaları gibi ortak sorunları oluşturmaktadır. Programın bitiminde katılımcıların değerlendirmeleri göz önünde bulundurulduğunda, grup terapisi sürecinde en fazla yararlandıkları unsurların düşünce ve duyguların benzerlikleri yönündeki farkındalıkları, grup müdahalelerinin en temel avantajı olan “evrensellik” duygusunun bu uygulama sürecinde de oluşmuş olması çalışmaya katılan bireylerin depresif belirtilerini ve umutsuzluk düzeylerini azalttığını düşündürmektedir.

Literatür incelendiğinde, görme engelliler ile yapılan çalışmaların var olduğu gözlenmekte fakat görme engelliler ile depresif belirtiler ve umutsuzlukları üzerinde kendilerini ifade edebilecek, aynı zamanda diğer grup üyelerinin de yardımını alarak düşünce, duygu ve davranışları yeniden yapılandırma yöntemi ile yapılan deneysel çalışmaların olmadığı görülmektedir. Gündelik hayatta olduğu gibi araştırma alanında da görme engelli bireylerin ihmal edildiği görülmektedir. Bu nedenle, bu tür araştırmaların yaygınlaşması son derece önemli görünmektedir. Bu bağlamda, görme engelliler okullarında, rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan uzmanlara önemli bir sorumluluk düşmektedir.

Her çalışmada olduğu gibi bu çalışmanın da bazı sınırlılıkları olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Çalışmada bir kontrol grubu bulunmamaktadır. Ancak normal kontrol grubunun da olmasının veri zenginliği sağlayabileceği ve sonuçların yorumlanmasında önemli olabileceği düşünülmüş ve olmayışı bu çalışmanın sınırlılığı olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın bir diğer sınırlılığı izleme ölçümü yapılmamış olmasıdır. Bu durum çalışmanın sonuçlarının uzun süreli etkisini değerlendirmeyi engellemektedir. Araştırmanın sonuçları bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı olmayan, farklı içeriğe sahip, varoluşçu, geştalt gibi yöntemler ile kıyaslanmamıştır. Bu sebeple bu araştırmanın bilişsel-davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapisinin görme engelli bireylerin depresif belirtileri ve umutsuzluk düzeylerini azaltmada istatiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu ancak diğer terapi yöntemlerinden daha fayda sağladığı yönünde bir fikir veremediği söylenebilir. Bundan sonra yapılacak çalışmalarda bu sınırlılıkların dikkate alınmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 Sonuç olarak, bu araştırmada yukarıda ifade edilen kısıtlılıklara rağmen, terapi programının görme engelli bireylerin depresif belirti ve umutsuzluk düzeylerini azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Umutsuzlukla ilgili literatür oldukça zengin olmasına karşın, yapılan deneysel çalışma sayısı oldukça azdır. Türkiye’de ise görme engelliler ile yapılan umutsuzluğun bilişsel-davranışçı yaklaşımla ele alındığı bir araştırma ile karşılaşılmamıştır. Bu araştırma alanında özgün bir konuma sahiptir. Çalışma konusu ve çalışılan grup itibariyle, psikolojik iyi oluşa yönelik değişkenleri içermektedir. Son yıllarda Türkiye’de görme engelliler ile yapılan çalışmaların arttığı görülmektedir; ancak konu ile ülkemizde yapılmış çalışmaların yeterli olmaması elde ettiğimiz sonuçları karşılaştırmamızı sınırlamaktadır. Bu araştırmada, görme engelli bireylerin depresif belirti ve umutsuzluk düzeyleri ele alınmıştır. Benzer çalışmalar, yaşam kalitesi, sosyal uyum, tükenmişlik, yalnızlık, anksiyete bozuklukları gibi diğer konularda da yapılabilir.

7. Kaynakça

Abramson, L. Y., Metalsky, G. I., & Alloy, L. B. (1989). Hopelessness depression: A theory-based subtype of depression. Psychologicalreview, 96(2), 358.

Andrews, R.,&Wyver, S. (2005). Autistictendencies: AretheredifferentpathwaysforblindnessandAutismSpectrumDisorder?.British Journal of Visual Impairment, 23(2), 52-57.

Arıkan Ç. “Aile ve Özürlülük: Görme Özürlüler Derneğine Üye Özürlü Aileleri Üzerine Bir Araştırma” Ufkun Ötesi Bilim Dergisi 1,1. Mayıs 2001; s. 45–60.

Arkar, H. (1992). Beck’in depresyon modeli ve bilişsel terapisi. Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi. 5(1-3), 37-40.

Askari, S., Safaroudi, N., Kamali, M., Khalafbeigy, M. (2010) Environment and Blindness situation in Iran. Iranian Rehabilitation Journal, 8(11), 34-42.

Aydın, A., Tekinsav-Sütçü, O., & Sorias, O. (2010). Ergenlerde Sosyal Anksiyete belirtilerini Azaltmaya Yönelik Bilişsel-Davranışçı Bir Grup Terapisi Programının Etkililiğinin Değerlendirilmesi. Türk Psikiyatri Dergisi, 21(1), 25-36.

Aydın, B. (1990). Üniversite öğrencilerinde depresyon, bilişsel çarpıtmalar ve akademik başarı. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 2, 27-36

Bagenstos, S. R. (2000). Subordination, Stigma, and” Disability”. Virginia Law Review, 397-534.

Bayam, G., Okay, T., Dilbaz, N., Açıkgöz, Ç. (2002). “Sivil Savunma Birliği Çalışanlarında Kaygı, Umutsuzluk Ve Öğrenilmiş Güçlülük Düzeyleri Ve Posttravmatik Stres Bozukluğu Sıklığı”, Kriz Dergisi, 10(1):1-9.

Bazargan, M.,& Hamm-Baugh, V. P. (1995). The relationship between chronic illness and depression in a community of urban black elderly persons. The Journals of Gerontology Series B: Psychological Sciences and Social Sciences, 50(2), S119-S127.

Beck, A. T. (1963). Thinking and depression: I. Idiosyncratic content and cognitive distortions. Archives of general psychiatry, 9(4), 324-333.

Beck, A. T. (Ed.). (1979). Cognitivetherapy of depression. Guilfordpress.

Beck, A. T., Weissman, A., & Kovacs, M. (1976). Alcoholism, hopelessness and suicidal behavior. Journal of Studies on Alcohol, 37(1), 66-77.

Beck, A. T., Weissman, A., Lester, D., & Trexler, L. (1974). The measurement of pessimism: the hopelessness scale. Journal of consulting and clinical psychology, 42(6), 861.

Beck, A. T.,Ward, C. H., Mendelson, M., Mock, J., &Erbaugh, J. (1961). An inventoryformeasuringdepression. Archives of general psychiatry, 4(6), 561-571.

Beck, A. T.,Weissman, A., Lester, D., &Trexler, L. (1974). Themeasurement of pessimism: thehopelessnessscale. Journal of consultingandclinicalpsychology, 42(6), 861.

Biringen, Z., Fidler, D. J., Barrett, K. C., & Kubicek, L. (2005). Applying the emotional availability scales to children with disabilities. Infant Mental Health Journal, 26(4), 369-391.

Cunningham, S., Gunn, T., Alladin, A., & Cawthorpe, D. (2008). Anxiety, depression and hopelessness in adolescents: a structur alequation model. Journal of the Canadian Academy of Child and Adolescent Psychiatry, 17(3), 137.

Çelikel, F.Ç.,Erkorkmaz, Ü., (2008). “Üniversite Öğrencilerinde Depresif Belirtiler ve Umutsuzluk Düzeyleri ile İlişkili Etmenler” Nöropsikiyatri Arşivi, 45: 122-129.

Davison, G. C., Neale, J. M., & Dağ, İ. (2004). Anormal psikolojisi:(Abnormalpsychology). Türk Psikologlar Derneği yayınları.

Demir, V. (2014). Bilinçli farkındalık temelli hazırlanan eğitim programının bireylerin depresyon ve stres düzeyleri üzerine etkisi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,  İstanbul Arel Üniversitesi.

Demir, V. (2015). Bilinçli Farkındalık Temelli Kognitif Terapi Programının Bireylerin Depresif Belirti Düzeyleri Üzerine Etkisi. Psikoloji Çalışmaları Dergisi, 35(1), 15-26.

Demir, V. (2015). Görme Engellilerde Depresif Belirtilere Yönelik Bilinçli Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi Programının Etkililiği. Nesne, 3(6), 77- 93.

Dilbaz, N.,& Seber, G. (1993). Umutsuzluk kavramı: Depresyon ve intiharda önemi. Kriz Dergisi, 1(3), 134-138.

Dinçer, D.,& Derelioğlu, Y. (2005). Üniversite sınavına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi. VIII. Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi, 21-23.

Drake, R. E.,& Cotton, P. G. (1986). Depression, hopelessness and suicide in chronic schizophrenia. The British Journal of Psychiatry, 148(5), 554-559.

Durak, A. (1994). Beck Umutsuzluk Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması. Türk Psikoloji Dergisi, 9 (31), 1-11.

Eisen, A. R.,Kearney, C. A., &Schaefer, C. E. (Eds.). (1995). Clinicalhandbook of anxietydisorders in childrenandadolescents. JasonAronsonIncorporated.

Erol S., Ergün A. Okul Sağlığı Hemşireliği Uygulamaları Kapsamında; Görme Engelli Çocuklarda Depresyon, 2.Uluslar Arası 9.Ulusal Hemşirelik Kongresi, Bildiri Özet Kitabı, 2003; 125.

Evans, J. R., Fletcher, A. E., & Wormald, R. P. (2007). Depression and anxiety in visually impaired older people. Ophthalmology, 114(2), 283-288.

Gençöz, F., Vatan, S., & Lester, D. (2006). Umutsuzluk, Çaresizlik ve Talihsizlik Ölçeği ‘nin Türk örnekleminde güvenirlik ve geçerlik çalışması. Kriz Dergisi, 14(1), 21-29.

Güleç, C. (2009). Psikiyatri’nin ABC’si. İstanbul: Say Yayınları.

Hisli, N. (1988). Beck Depresyon Envanteri’nin geçerliği üzerine bir çalışma. Psikoloji dergisi, 6(22), 118-122.

Karataş, K. (2001). Özürlülerin İstihdamı ve Çalışma Yaşamında Karşılaşılan Sorunlar. Görme Özürlüler İçin Rehabilitasyon Deneyimleri, Yeni Rehabilitasyon Politikaları ve Meslek Tanımları”, Görme Özürlüler Eğitim Konferansı, 24-25 Mart 2000, Bildiriler, Körler Federasyonu Yayını No: 4. Ankara, 147.

Kashani, J. H., Reid, J. C., & Rosenberg, T. K. (1989). Levels of hopelessness in children and adolescents: A developmental perspective. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 57(4), 496.

Koenes, S. G.,& Karshmer, J. F. (2000). Depression: a comparison study between blind and sighted adolescents. Issues in mental health nursing, 21(3), 269-279.

Köknel, Ö. (2005). Depresyon: ruhsal çöküntü. Altın Kitaplar Yayınevi.

Köroğlu, E. (2003). Depresyon Nedir? Nasıl Başedilir? Ankara: HYB Yayınları.

Kumcağız, H. (2007). “Grupla Psikolojik Danışmanın Diyabet Hastalarının Umutsuzluk Düzeyine Etkisi” Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun.

Leahy, R. L. (2007). Bilişsel terapi yöntemleri. Çev. H. Türkçapar ve Ertuğrul Köroğlu). Ankara: HYB Basım Yayın.

Luftig, R. L.,& Muthert, D. (2005). Patterns of employment and independent living of adult graduates with learning disabilities and mental retardation of an inclusionary high school vocational program. Research in developmental disabilities, 26(4), 317-325.

McCubbin, M. A. (1989). Family stress and family strengths: A comparison of single‐and two‐parent families with handicapped children. Research in Nursing & Health, 12(2), 101-110.

Mehnert, T.,Krauss, H. H., Nadler, R., & Boyd, M. (1990). Correlates of life satisfaction in those with disabling conditions. Rehabilitation Psychology,35(1), 3.

Melges F. T. (1969). Types of hopyelessness in psychological process. Arch Gen Psychiatry, 20: 690-699.

Morris, J. (1992). Disabled Lives: Manyvoices, onemessage.

Nergiz, H. (2013). Görme Engeli Çocuk Ebeveynlerinin Yaşadığı Güçlüklerin Belirlenmesi ve Tükenmişlik, İle Yaşam Doyumuna Yönelik Yordayıcı Değişkenler. Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

O’Connor, R., O’Connor, D., O’Connor, S., Smallwood, J., & Miles, J. (2004). Hopelessness, stress, and perfectionism: The moderating effects of future thinking. Cognition & Emotion, 18(8), 1099-1120.

Odağ, C. (1995). intihar (özkıyım) tanım-kuram-sağaltım. İzmir Psikiyatri Derneği Psikoterapiler Birimi, Izmir.

Osborn, D. P., Fletcher, A. E., Smeeth, L., Stirling, S., Bulpitt, C. J., Breeze, E., … & Tulloch, A. (2003). Factors associated with depression in a representative sample of 14 217 people aged 75 and over in the United Kingdom: results from the MRC trial of assessment and management of older people in the community. International journal of geriatric psychiatry, 18(7), 623-630.

Özçelik, İ. (1982). Görme özürlülerin psiko-sosyal gelişimlerinin değerlendirilmesi (7-11 yaş arası). Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 15(2), 47-62.

Pallant, J. (2001). SPSS Survival Manual. Buckingham: Open University Press.

Poch, F. V., Villar, E., Caparros, B., Juan, J., Cornella, M., & Perez, I. (2004). Feelings of hopelessness in a Spanish university population. Social psychiatry and psychiatric epidemiology, 39(4), 326-334.

Sayar, K. (2009). Ruh Hali. İstanbul: Timaş Yayınları.

Seber, G. (1991). Beck Umutsuzluk Ölçeğinin geçerlik ve güvenirliği üzerine bir çalışma. Doktora Tezi, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Seber, G., Dilbaz, N., Kaptanoğlu, C., & Tekin, D. (1993). Umutsuzluk ölçeği: Geçerlilik ve güvenirliği. Kriz Dergisi, 1(3), 139-142.

Silverman, S.,& DiGiuseppe, R. (2001). Cognitive-behavioral constructs and children’s behavioral and emotional problems. Journal of rational-emotive and cognitive-behavior therapy, 19(2), 119-134.

Waern, M., Rubenowitz, E., Runeson, B., Skoog, I., Wilhelmson, K., & Allebeck, P. (2002). Burden of illness and suicide in elderly people: case-control study. Bmj, 324(7350), 1355.

Williams, J. M. G. (1986). Differences in reasons for taking overdoses in high and low hopelessness groups. Psychologyand Psychotherapy: Theory, Researchand Practice, 59(3), 269-277.

About this essay:

If you use part of this page in your own work, you need to provide a citation, as follows:

Essay Sauce, Effectiveness of Cognitive Behavioral Approach-Based Group Therapy Program on Depressive Symptoms And Hopelessness in Visually Impaired Individuals. Available from:<https://www.essaysauce.com/sample-essays/2017-2-21-1487679087/> [Accessed 30-04-26].

These Sample essays have been submitted to us by students in order to help you with your studies.

* This essay may have been previously published on EssaySauce.com and/or Essay.uk.com at an earlier date than indicated.